10/9/2009 ·

yüreğimi yanıma alıp geldim.
Bana seni sevmeyi öğret Rabbim!
Bilmektesin içimin matemini. Yavrusunu diri diri gömen anaların ahıdır damarlarımda yürüyen. En çok neyi sakındıysam önce onu aldılar ellerimden. Aklımı zayi ettiler. Hele yüreğim… Ah! Hele yüreğim… Kırdılar onu koruyan kafesi. İçimde büyüyen çocuklara sorma sabahın hükmünü? Nereden bilecekler ki! Güneşimi çaldılar Rabbim? Emanet aydınlıklarla aradım yüreğimi. Körlere yol sorar oldum. Gözbebeklerim döküldü avuçlarıma. Karanlığın hükmünün geçtiği yerlerde Nuruna sığındım Rabbim. Bulduğumda paramparçaydı, kırgındı, ağlamıştı. Ne kadarda acımasızdılar; yüreğimi yetim bıraktılar Rabbim!
Şimdi yüreğim kör, yüreğim sağır, yüreğim dilsiz… Şüphesiz ki bu apaçık bir hüsrandır biliyorum. Yüreğimi sensiz bıraktılar Rabbim!
Gönül verdiğim tüm sevgililer ansızın terk edip gitti ey Vefiyy! Anladım bir sendin en vefalı, anladım yalnızca sendin biricik Sevgili!
Güvendiklerimi yitirişim öğretti ey Malik! Ancak sendin tüm sevgilerin mutlak varisi!
Kimsem kalmayınca senden gayri bildim ki bir sendin Kimsesizlerin Vekili!
Ey terbiye eden Rab!
Ey âlemlerin Rabbi!
Ey benim Rabbim!
Sen ki, yetim bulup barındıran Rahim’sin!
Sen ki; kalpleri kudret elinde tutan Kadir’sin!
Sen ki; kalpleri evirip çeviren Mukallib’sin!
İsim ve sıfatlarınla yüreğimden öyle bir yakala ki, senden gayrisine baktırma Rabbim.
Güzelliğinle öyle kuşat, öyle kuşat ki çirkinliklerin peşinden gidemez olsun Rabbim!
Öyle sev öyle sevdir, öyle sevdir ki, zehirli sevgileri tanımaz olsun Rabbim!
Ey mutlak bağış ve af sahibi olan Ğafur!
Ey tüm günahları sınırsız af ve bağışıyla tekrar tekrar affeden Ğaffar!
Ey sonsuz lütfü ve hilmiyle günahlarımızı azarlamadan başa kalkmadan affeden Ğafir. Bizleri affet!
Ey hesap gününde hataları affedeceğini umduğum tek zat!
Ey sınırsız rahmet sahibi olan yüceler yücesi. Bizleri affet!
Ey Zekiyy, Mutahhir olan Kuddus. Bizleri affet!
Ancak iman etmeyenler ümit kesermiş rahmetinden. Umut çiçeklerini soldurmadım hiçbir vakit. Rahman isminin tecellisiyle örttüm yüreğimi. Hafiz ismine emanet ettim korumaya gücüm yok kendimi. Şahit ol ki ben yalnız sana iman ettim.
Gözyaşlarıma tutunup affına geldim. Kabulün müdür Rabbim?
Kimsesizim. Kimsesizliğimle sana geldim. Şanına yemin ederim ki kimsem de olsa; yine sana, yalnız sana, hep sana gelirdim.
Kul olabildiğim anları topladım göğsünden zamanın. Zayi ettiğim anların hüsranıyla sana geldim.
“onlar hayvan gibidirler beklide daha aşağı” beyanınla titredim nice vakit. İnsan kalabilen yanımla sana geldim.
Seni unutmanın utancı, senin unutmayacağın müjdesiyle sana geldim.
Senin için olmayan gözyaşlarının çirkinliğidir yanaklarımdan akan. En zayıf halimle sana geldim.
Sana adanmayan nice sözler savurdu dudaklarım havaya. Çürüyen dilim gün geçtikçe ağırlaşıyor ağzımda. Dilimle ettiklerimin kefareti olsun diye sesimi dilsizlere infak ettim. İşte sana suskunluğumla geldim Rabbim.
Ardımda bıraktım senden gayri ne varsa.
Yüreğimi yanıma alıp geldim.
Bana seni sevmeyi öğret Rabbim!
1/7/2008 ·

Ben kalbimi dünyanın dert duvarları arasında ezdirdim
Çok özledim sonsuz genişliğini secdelerin
Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım
Öyle çok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan içtiğim serinliğe
Ben bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce dolandım…dolandım…dolandım…
Öyle çok hasretim ki bir rukün kavsindeBelimi kıran ayrılıkları göğe savurmaya
Ben ellerine cilveli kelepçeleri vurulmuş bir zavallıyım
Çok isterdim bir kıyamın kıyametinde
İçimdeki bütün kuşları dağlara uçurmayı
Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben
Öyle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmayı
Cümle dilenciliklerden kurtulmayı
Öyle hasretim ki göğsümde sakladığım kanadı kırık serçeleri
Rahmetinin yuvasına uçurmaya
Öyle çok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhtaç olmaya
İçimde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya ahdettim
Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri
Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim
Ben gururun mahkumuyum…
Ben gerçeğin kaçkınıyım…
Ben günahın tutsağıyım…
Ben isyan çöllerinin çorağına sürgün bir yetimim
Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir…
Hüzünlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur
Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen
Ben sahte uzaklıkların sürgünüyüm…
Ben içine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin küskünüyüm…
Öyle özledim ki seccademin alnımdan öpüşlerini…öyle özledim…
İşte huzuruna geldim …
Şöyle başımı sokacak bir umudum olsun istedim
İstedim ki yüzünden menekşeler toplayacağım sonsuz ovalarım olsun
İstedim ki koşup koşabildiğim kadar
İçimde sakladığım bütün uçurtmaları rüzgarlara verebileyim
Ben sonsuz derinlikte uykuların yitiğiyim
Ben unutuş uçurumların dibinde unutulmuş bir cesedim
Ben benlik ve bencillik yabancılıklarında
Evine yol bulamayan bir yitirmişim
Çok özledim En Sevgilinin en çok sevdiği yerde durmayı
Öyle hasretim ki öyle muhtaçım ki
En Sevgilinin en çok sevildiği halde olmaya
Geldim…Huzuruna vardım…Geçtim kendimden…Kendime geçtim
Deldim benlik dağını Yolda kaldı ferhat Şirinin ben oldum
Yandı her yanım…İbrahimin oldum…Gül oldum…
Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım
Mecnun oldum yakınlığına geldim
Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm
Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim…vaslına geldim…
Yandım KUL oldum…Yandım KÜL oldum…Yandım GÜL oldum…
Durdum namaza;Miracına geldim,niyazına durdum
Nazla beni ne olur…
En Sevgilinin durduğu eşikte durdum
Miracına geldim…Miracına geldim
Nazarında tut ne olur
Bakışınla sar beni,el üstünde tut,bırakma ellerimi…Bırakma...!!
Alıntı
10/2/2008 ·

10/2/2008 ·

Ey gökleri ve Yeri ve içindekileri yoktan yaratan Rabbim!
Ben bir hiçtim,beni Sen Kudretinle yarattın.
Bana Sen vucüt verdin,hayat verdin,ruh verdin.
Bunları Sen bağışlamasaydın eğer,hiç kimse beni hiçlikten ve yokluktan çıkarıp bu dünyaya göndermezdi.
Ben bir anne ve babadan doğdum.ama ben dünyaya gözümü açmadan önce,onlar da nasıl bir bebek beklediklerini bilmiyorlardı.
Bana Sen kendi dilediğin gibi bir süret verdin.
Bana dünyada hiç kimseye vermediğin bir sima verdin.
Alemlerin Rabbi benim yüzümde,sadece bana ait bir eserini nasıl işlemiş,göreyim ve göstereyim diye.
Bana göz verdin,Senin eserlerini göreyim diye.
Bana kulak verdin,Senin yarattıklarının Seni nasıl zikrediyor işiteyim diye.
Bana akıl verdin,Seni bulayım diye.
Bana dil verdin,Seni zikredeyim diye.
Bana kalp verdin,Seni seveyim diye.
Dünya ve ahiretin bütün nimetlerini önüme serdin ve bana bir arzu verdin”Senden isteyeyim diye”
Vermek istedin.çünki vermek Senin şanındandır.
Onun için bana istemeyi öğrettin.
Aldığım her nefes Senin Rahmetindendir Ya Rabbi.
Eriştiğim her nimet Senin ihsanındandır Ya Rabbi.
Neşem,sevinçim,mutluluk ve huzurum hep Sendendir Ya Rabbi.
Senin gizli açık nimetlerinin sayısını bilemem,hayal bile edemem.bilsem de saymakla bitiremem Ya Rabbi.
Yalnız üzerimdeki en büyük nimetini bilirim:
”Bana şükretmeyi öğreten de Sensin Ya Rabbi”
AMİN
Alıntı
« Önceki | Sonraki »